Lawje: Yolumuz uzun ve yapmak istediğimiz daha çok şey var

Lawje uzunca süredir adından başarıyla söz edilen, Hakkarili çocukluk arkadaşı üç müzisyenin kuruluşuna öncülük ettiği, Türkçe ‘’ezgi’’ anlamına gelen bir müzik grubu…

-Reklam-

Hakkari’nin müzikal ve kültürel birikiminden beslenen Lawje, kadim yöre kültürünün önemli bir değeri olan dengbejlerin duygulu kılamlarına melodi, yorum ve enstrüman zenginliği katıyor ve böylece geleneksel olanı modern tarzda yeniden üretiyor.

Lawje klasik Kürt müziği ile günümüz arasında bir sanat köprüsü görevi görüyor. Geçmişin acı yüklü, kahramanlık, aşk ve hasret kokan destanımsı kılamlarını ustaca; estetik ve etkileyici bir yorumla günümüze taşıyor.

 Filiz DENİZ

Hakkari yöresi müziğinin önemli temsilcilerinden olan Lawje, yöre müziğinin özüne bağlı kalarak ve o ruhu koruyarak dinleyicilerin ilgisini çeken başarılı ve kendine özgü bir tarz yaratmış durumda.

Bu yolda amaçlarına ‘kısmen’ de olsa ulaştığını düşünen grup üyelerinden Ali Tekbaş, ‘’yeni nesil müzisyenlerin geleneksel repertuara yönelmesinden mutlu olduklarını’’ ifade ediyor.

Lawje’nin yolunun ‘uzun’ olduğunu belirten ve ”yapmak istediğimiz daha çok şey var’’ diyen Lawje’nin solisti, müzisyen Ali Tekbaş ile sizler için söyleştim…

Öncelikle grubunuzun adı LaWje ile sohbetimize başlamak istiyorum. LaWje ismi tam da yaptığınız müziği ve yürüdüğünüz yolu tanımlıyor. Burada ilk aklıma gelen soru şu, şayet LaWje adı olmasaydı başka hangi isim uygun olurdu? 

Bizim aklımıza gelen ilk isim albümümüzün ismi de olan “Selîqe” ismiydi. Çünkü “Selîqe” ismi anlam itibarı ile yaptığımız müziği tarif ediyordu. Söyleme tarzı anlamına gelen “Selîqe” Hakkari müziğinin de farklı tınısına dikkat çeken bir kelime olmasından dolayı bizim için kıymetliydi. Fakat telaffuzu zor olduğu için grup adı olarak LaWje ismini tercih ettik.

Müzik grubu kurmak çok renkli olduğu kadar da risklidir. Birçok müzik grubu kendini fest etmek durumunda kaldı. Dünyada da bildiğimiz belki çok az müzik grubu dağılmadan bir arada kalabildi. LaWje 2003 yılından beridir var, bildiğimiz kadarıyla 4 kişilk bir ekipsiniz. Ekip hiç değişti mi? 

Öncelikle çekirdek kadro olarak 3 kişiden oluşuyoruz (Ali TEKBAŞ, A.İmran ERİN, Serhat BOSTANCI). Biz çocukluk arkadaşı olduğumuz için, bir müzik grubu arkadaşlığından çok kökleri sağlam bir aile gibiyiz. Bundan dolayıdır ki ilişkilerimiz grup içerisinde ve diğer alanlarda sağlıklı bir şekilde ilerleyebiliyor. Biz üç kişi genel olarak LaWje soundunu şekillendiriyor ve birçok müzisyen arkadaşımız ile birlikte çalışıyoruz. Bu nedenle belli bir sayımız yok ama biz kocaman bir LaWje divanıyız.

Bu divanda çoğu zaman elektro gitarıyla İbrahim ODAK, perküsyonuyla Burhan HASDEMİR , bas gitarıyla Serkan ÇABUK, yaylılarda Metehan DADA ve Erdem ALTINSES gibi müzisyen dostlarımızla müziğimizi zevk ile icra ediyoruz.

Yaptığınız müzikten söz edecek olursak Kürt müziğinin temel taşı olan Dengbêj geleneğine yeni bir nefes, yeni bir soluk vererek yeniden sahneye taşıyorsunuz. Bu aynı zamanda da Kürt toplumsal tarihi içinde bir arşiv. Böylesi bir sorumluluğu taşımanın verdiği yükten biraz söz eder misiniz? 

Evet bizim müziğimizin temelini dengbej geleneği oluşturuyor. Sözlü kültür aktarımını güncel imkanları kullanarak günümüz dinleyicisine ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu geleneği aktarırken sözlü kültürün özüne sadık kalarak dinleyiciye doğru bir şekilde ulaşması için gayret ediyor.  Bu bizim kendimizi en çok sorumlu hissettiğimiz alandır. Bu konuda çok hassas davranıyoruz. Yaptığımız derlemelerin hikaye kısmından, müzik formuna, telaffuz ve içeriğine dair ne varsa en ince ayrıntısına kadar kendimizi sorumlu hissederek, bu süreci kalıcılaştırarak ilerletmeye gayret gösteriyoruz.

Hakkari müziğini ve dengbejlerinin özgünlüğü hakkında neler söyleyeceksiniz? Hakkari müziği özünde tek sesli (monofonik) karaktere sahiptir. Siz bu bölgenin müziğini çok sesli olarak ifade ederek farklı yorumluyorsunuz. Bunun nedenlerini öğrenmek istiyorum… 

Genel olarak Kürt coğrafyasında kılamlarını farklı tarzlarda söyleyip icra eden dengbejler vardır. Bu farklılaşma bizce bu coğrafyada birlikte yaşayan halkların kültürlerinin birbirleriyle etkileşiminden kaynaklanıyor. Bölgedeki toplumsal dinamiklerin (aşiret, mezhep vs.) kültürel etkileşimleri tarz farklılıkları yaratıyor.

Hakkari için ifade etmek gerekirse; dağlık coğrafyada büyük oranda Asuri halkıyla kültürel etkileşim yaşanmıştır. Toplumsal dinamiklere ait müzikal formların oluşumu dengbejlik tarzında da etkisini göstermiştir.  Hakkari müziğinin özelikle düğünlerde stranbejlerin ve dengbejlerin söylediği kılamlarda doğalında gelişen çok sesliliğe sahip olduğuna kendimiz de çok kez tanık olduk. Bizim çalışmalarımızda kullandığımız vokal ve enstrümanların temelinde bu çok sesliliğin etkisi vardır. Ayrıca aranje anlayışımızın temelinde de bu vardır.

 

 

İnsan sesinin temel enstrüman olduğu Hakkari’den yola çıkan LaWje’nin çok sayıda enstrüman kullanması dikkat çekiyor. Enstrümanların ve çok sesin, özünde tek sesli olan Hakkari stranlarının formunu bozacağı kaygısına kapıldığınız oldu mu?  Yoksa eski stranlara yeni forum üretmek gibi bir amacınız mı vardı? 

Bu sorunun bir kısmını yukarıda cevapladık. Öncelikle  bizler yeni bir form üretmiyoruz, sadece mevcut olan müzikal formları özünden çok uzaklaşmadan her kesimin dinleyebileceği ve kendimizin de bundan keyif alacağı düzenlemeler yapıyoruz.

Kürt müzüğinde hareketli sahne şovu son dönemde kullanılmaya başlandı. İzlediğim kadarıyla sizde dönem dönem sahne şovu ile izleyicinin karşısına çıktınız. İzleyenlerden nasıl tepki geldi? 

Konserlerimizde kendi geleneksel giysilerimizi giyerek, kendi coğrafyamızın görselleriyle, yer yer kendimizi müziğimizin akışına bırakarak, seyircimizle birlikte danslar ederek, şarkılarımızı söyleyerek, hep beraber kendimizi yaylalara , dağlara, ovalara bırakıyoruz…. ve bazen böylesi durumlarda sahneye geri dönüş zor olabiliyor. Konserlerdeki bu atmosfer doğal bir sahne şovuna dönüşüyor.

Hakkarili dengbêj İsmail Seyranoğlu, dengbêjlik geleneğini yaşatmak için Van’da “Diwanxane” adında bir kurs açarak dengbejlik eğitimi veriyor. Bu tür çalışmalar çok az olduğu kadarda değerli. Siz bir sanatçı olarak bu çalışmaları nasıl buluyorsunuz? 

Dengbej İsmail Seyranoğlu’yla sürekli iletişim halindeyiz. Çalışmalarını çok değerli buluyor ve bu anlamda sizlerin de aracılığınızla kendisine tekrardan teşekkürlerimizi sunuyoruz . Sözlü kültürün sistematik olarak aktarılması, kaybolmaması için çok önemli katkıları olmuştur. Biz bu değerlere kendi derlemelerimiz ve üretimlerimizle destek olmaya da çalışıyoruz.

 Kürt müziğine dair, sanatçıların haklarını koruyan, onların yetenek ve kapasitelerine göre destek almalarını sağlayacak bir oluşum ve kurumsal bir çalışma maalesef şimdiye kadar oluşmadı. Kürt sanatı ve sanatçısı dar bir siyaset veya idolojiye sıkışmış. Bundan kurtulmak için neye ihtiyaç var? 

İzinsiz kullanılan şarkılar, kaynak gösterilmeyen derlemeler, ekonomik karşılığı olmayan telif ihlalleri gibi birçok haksızlık sayılabilir. Eğer bu amaçla kurulmuş bir kurumumuz olsaydı bunları daha az yaşıyor olacaktık. Bu içerikteki kurumları kendi içimizde çıkardığımız engeller nedeniyle oluşturamıyoruz. Aslında birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var çünkü, aynı şeyi istiyoruz.

Aradan geçen zamana dönüp baktığınızda Lawje’nin amaçlarına ulaştığını söyleyebilir misiniz? 

Zaman zaman aldığımız geri bildirimlerle ve kendi gözlemlerimizle LaWje’nin amaçlarına kısmen de olsa ulaştığı düşünüyoruz. Çünkü yeni nesil müzisyenlerin geleneksel repertuara yöneldiğini ve geleneksel kodlara merak saldığını fark ediyoruz. Bu bizi heyecanlandırıyor ve bundan mutlu oluyoruz. Ama LaWje’nin yolu uzun. Yapmak istediğimiz daha çok şey var.

Pandeminin sanat ve sanatçılar için de maalesef olumsuz  sonuçları oldu. Ve bir kez daha gördük ki Kürt sanatçısı da örgütsüz ve çatısız. Sizce pandemi sonrasında ortaya nasıl bir sanat çıkacak? Öngörünüz nedir? 

Resmi olarak ilk vakanın açıklandığı gün bir dizi konser için Diyarbakır’daydık. Batman, Mardin, Van, Hakkari, Yüksekova konserimizi iptal etmek zorunda kaldık. Maalesef pandemi süreci bizim için böyle zorluklarla başladı. Bizim de bütün müzisyenler gibi konserlerimiz durdu. Ama biz bu sürecin bir şekilde üretimimize engel olmasına da izin vermedik. Diğer Kürt sanatçıları gibi tamamen kendi imkanlarımızla üretmeye devam ettik. Tabii bu üretim haliyle sınırlı kalıyor. Çünkü bizim gibi tek ekonomik kaynağı sahne olan müzisyenlerin ve sanatçıların finanse edildiği, desteklendiği herhangi bir kurum-kuruluş ne yazık ki yok.

Ancak umutsuz değiliz. Kürt sanatçıları en zor şartlarda bile diline, kültürüne ve kendi değerlerine sahip çıkmışlardır. Bu zor zamanları da geride bırakarak, yeni koşullara uyum sağlayarak yeni eserler üretecek ve Online konserler yoluyla da olsa halkımızla buluşmaya devam edeceğiz.

 

İlginizi çekebilir