Altı ay işkence gören Ayten Öztürk’e iki kere ağırlaştırılmış müebbet

Lübnan’dan kaçırılıp özel uçakla Türkiye’ye getirildikten sonra Ankara’da 6 ay ağır işkenceler gören Ayten Öztürk’e, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davada iki kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ayten Öztürk ev hapsiyle tahliye edildi.

-Reklam-

Öztürk duruşmada Ankara’da bir kamu kurumuna ait olduğunu belirttiği bir çiftlikte 6 ay boyunca yaşadığı işkenceleri yeniden anlattı. Halkın Hukuk Bürosunun paylaşımlarına göre Öztürk, duruşmada şunları söyledi:

“Ben Antakyalı, demokrat bir ailenin kızıyım. Devrimci, demokrat kimliğim nedeniyle geçmişte gözaltılar ve beraatle sonuçlanan tutuklamalar yaşadım. Ülkemizde ve dünyada yaşanan haksızlıklara, adaletsizliklere, halkların ezilmesine karşı duyarlı bir yaşam sürdüm, hala da sürüyorum. Ben, terörist değilim. Halkını, vatanını seven, adil, özgür, bağımsız bir gelecek için demokratik, meşru temelde mücadele eden bir insanım.”

Öztürk, 2010 yılında Suriye’nin Lazkiye şehrine akrabalarının yanına gittiğini belirterek, “2018’de savaş kızışınca oradan Avrupa’ya gitmek istedim. Lübnan’da kaçakçılardan temin ettiğim bir pasaportla Avrupa’ya vizesiz gidecekken Lübnan Havaalanından gözaltına alındım. Havaalanından 08.03 2018’de gözaltına alındığımda hatırladığım kadarıyla üzerimde 200 dolar, 5 Türk lirası ve bozuk Suriye parası vardı. Lübnan’da dolar kullanılıyordu. Bozuk Suriye parası da orada yaşadığım için vardı. 5 Türk lirası ise yıllardır ülkemden hatıra olarak cüzdanımdaydı.” diye konuştu.

Altı saatlik yolculuktan sonra Türkiye’ye getirildiğini ifade eden Öztürk, uçaktan inerken ağzının bantlandığını ve işkence yapıldığını söyledi. Öztürk, konuşmasına şöyle devam etti: “İki-üç kişi bana saldırıp tüm elbiselerimi birkaç saniyede çıkardı. Çırılçıplak bir şekilde sert süngerli bir hücreye konuldum. Gözlerim bağlı ellerim arkadan kelepçeliydi. Bazen onların verdikleri giysilerle bazen de çıplak halde orada tutuyorlardı. Bu hücrede 6 ay boyunca akıl almaz işkenceler yaşadım. İlk 3-4 ay gözlerim hiç açılmadı. Kelepçelerim çözülmedi. Benimle diyalog kurmak istiyorlardı. Benim, beni kaçırıp insanlık dışı işkenceler yapan insanlarla konuşacak bir şeyim yoktu. Bana ‘senin kimseyi öldürmediğini biliyoruz’ diyorlardı, ama işbirlikçilik yapmak zorunda olduğumu söylüyorlardı. Ben size bunu neden anlatıyorum? Çünkü böyle bir işkence var ve bu Ankara’da resmi bir kurumun alt katıydı.”

HALA VÜCUDUMDA ELEKTROŞOK İZLERİ VAR

Kendisinin işkence altında olduğu dönemde devlet yetkilerinin ailesine kendisini sorduğunu anlatan Öztürk, ‘Ben işkencehanede olmama rağmen, ailemin yanına gidip beni soruyormuş devlet yetkilileri.
Hala vücudumda elektroşok izleri var. Oraya girmeden 65 kiloyken, çıktığımda 40 kiloydum.
Avukatlarıma tutunarak ilk mahkememe çıkabildim. Tecavüz girişimleri, elektrik, askı işkenceleri, hücreye sıcak-soğuk hava vermek gibi birçok işkence gördüm. Size göre bunlar davayla ilgili olmayabilir ama bana göre ilgilidir.”

‘BU ÜLKEDE İŞKENCE VAR’

Geçen gün İçişleri Bakanı açıklama yaptı, “Bu ülkede işkence yok” dedi ama var. Ben yaşadım, birçok insan bunu yaşadı. Bir kişi demiş ki ‘Kaldırımda bir kadını gördüm’ ben orada değildim ama orada olsam bile bu olayı yönlendirdiğim nasıl anlaşılıyor?

‘İŞKENCELER DÜŞÜNCELERİM SEBEBİYLEDİR’

Ben bunlara sessiz kalmayacağım. İstenen ceza da gördüğüm işkenceler de demokrat düşüncelerim ve ailem sebebiyledir. Abim infaz edildi. Yengem 19 Aralık katliamında diri diri yakılan kadınlardan biriydi.
Ablam ise ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Biz kalabalık bir aileydik ama yıllar sonra 2 kişi kaldık bu aileden. Bir aileye çektirilen bu zulüm fazladır. Ben de bu insanlardan biriyim. İşkencede yok edemediler, şimdi bu dosyayla bunu yapmaya çalışıyorlar.”

/kronos/

 

İlginizi çekebilir